11/12/2013 İbrahim ÜSTÜNES Yorum (0)

UHE’nin Fuar Yapmaktan Başka Bir Etkinliği Yok

Havuz&Sauna Dergisi Ocak-Şubat 2006 Röportajı

Genel Mühendislik Mekanik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Md. İbrahim ÜSTÜNES:
Gemaş markası ile tanınan Genel Mühendislik Mekanik Sanayi ve Ticaret A.Ş, dünya genelinde havuz sektöründe; farklı teknolojilerle üretilen tüm temel havuz ürünlerini tek çatı altında üreten yegane firmadır.

600 çeşit ürünü düzenli ve başarılı bir şekilde üretip pazarlayan Gemaş, havuz sektöründe Türkiye’nin en büyüğü olmayı hedefliyor. Rakamsal olarak, sektöründe Türkiye’nin lider üretici firmaları arasında yer aldıklarını ifade eden Genel Mühendislik Mekanik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürü İbrahim ÜSTÜNES, uluslararası anlamda iddialı, benzer ürün gamına sahip bir imalatçının olmadığı İspanya ile Çin arasında ki coğrafyada, güçlü bir üretici/tedarikçi firma olmayı düşündüklerini kaydetti. Türk havuz sektörünün durumunu değerlendiren ÜSTÜNES, çok fazla sayıda ve çeşitli sorunların mevcudiyetinden bahsetti. Bu sorunların çözümü ve sektörün ortak çıkarlarının toplumsal çıkarlarla birlikte korunması için kurulan Ulusal Havuz Enstitüsü’nün (UHE) kendi içindeki üyelerini bile kontrol edemediğini belirten ÜSTÜNES, mevcut yapısıyla UHE’nin fuar yapmaktan başka bir etkinliği olmadığını ve olamayacağını söyledi.

Firmanız hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?
Gemaş Genel Mühendislik Mekanik Sanayi ve Ticaret A.Ş., 1993 yılı sonunda kuruldu. O günden bu yana geçen ve çokta uzun olmayan sürede firmamız, dünya çapında Gemaş markası ile tanınıyor. Böylesine geniş bir ürün gamını ISO 9002 kalite yönetim sistemi ile üreterek FRANSA ve ALMANYA gibi sektörün en önemli ve zor pazarlarında kabul gören bir kalitede üretmek gerçekten zor, ama bir o kadarda gerekli. Ürün yelpazesinin dar olması havuz sektöründe üretim yapan bir firmanın sektörde iddia sahibi olması adına önemli bir dezavantajdır.Daralan kar marjları ve yoğunlaşan rekabet, satıcı firmaları en kaliteliyi en ucuza satmaya zorlamaktadır.Eğer geniş bir ürün yelpazesine sahip değilseniz, sektörde ulusal veya uluslar arası anlamda söz sahibi de olmanız oldukça zor, hatta imkansızdır. Ancak böylesine çok çeşit mal üretimiyle uğraşmak bazı dezavantajları da beraberinde getirmekte. Bunlardan en önemlisi farklı ürün gruplarının üretimindeki ihtisaslaşmanın zorlukları. Tabii bu sorunun aşılması sektörün büyüklüğüyle yakından ilgili. İhtisas firmalarının kurulması talebin büyüklüğüne bağlı. Türkiye’deki havuz sektörünün cesameti, bu anlamda henüz bize ihtisaslaşma imkânını tanımıyor. Stratejik olarak firmamızın ihracata yönelmesindeki en büyük sebep de bu ihtisaslaşmayı; iç piyasanın gelişiminden bağımsız olarak , dış talebi yakalamak suretiyle gerçekleştirebilmektir.

Maalesef, genelde Türkiye’deki havuz malzeme üreticilerinin ihracatı performansı pek de iç açıcı değil. Ancak Gemaş olarak kendimizi bu genellemenin dışında tutuyorum.Son yıllarda hızla artan bir ihracat performansımız var.Ülke çeşitliliğinde de epeyce mesafe kat ettik. 2005 yılı itibarıyla ihracat yaptığımız ülke sayısı 30 u buldu. En önemlisi ihracatımızın içerisindeki yabancı ve/veya ticari ürün yüzdesi yüzde 5’in bile altında.Ürettiğini satma hususunda,başarımıza yaklaşan bir Türk havuz malzeme üreticisi firma yok. Kat ettiğimiz yolu küçümsememekle beraber yapacak çok işimiz olduğunu da biliyoruz. 

Türkiye’nin bir numarası olmaya adayız ve hatta belkide bir numarasıyız. 

Firmanız nasıl bir ilkeye sahiptir?
Firmamızın temel ilkesi, ürün ve hizmet anlamında yüzde yüze yakın bir müşteri memnuniyeti ile kendi coğrafyamızda uluslar arası pazarda hatırı sayılır bir firma konumuna gelmektir. Bunu başarabildiğimiz takdirde Türkiye pazarında da otomatik olarak tartışılmaz lider firma konumuna ulaşacağımıza eminiz. Tabii her anlamda dürüstlük ilkesi, "olmazsa olmaz" ımız.

Kalite politikanızdan bahseder misiniz?
Tüketiciye hem ucuz hem de kaliteli ürün sunmak zorundayız.Üstelik kaliteyi, hem icraatlarımızla hem de belgelendirme yoluyla müşterimize ispatlamak durumundayız. Malımızın gerekli sertifikasyona sahip olması da çoğu zaman yeterli olmuyor.Kullanıcı tarafından uygulamada denetlenip benimsenmesi gibi zor bir yoldan da geçmesi gerekiyor. 

Satış sonunda nasıl bir politika izliyorsunuz? Müşteriye neler sunuyorsunuz çıkan problemlerde?
Firma bazında garanti anlamında en büyük desteği veren biziz. Ege’de, İstanbul’da servis ağına sahibiz. Ürünlerle ilgili müşterinin problem yaşaması halinde, sorunun firmamız kusurundan olup olmadığına bakmaksızın her türlü servis desteğini vermekteyiz. Amaç Gemaş markalı havuz ürünlerinin nedeni ne olursa olun,asla atıl duruma düşmemesidir.

İhracat yapıyor musunuz? Yapıyorsanız hangi ülkelere? 
30 kadar ülkeye, biraz önce bahsettiğim gibi sürekli ihracatımız var. Bunların arasında Fransa, İspanya, Almanya gibi gelişmiş batı ülkeleri kadar, pek çok Ortadoğu ve Asya ülkesi de mevcut. 

İçinde bulunduğunuz sektörün genel bir durum değerlendirilmesi yaparsanız, imalatçıların ve ihracatçılarımızın yaşadığı sorunlar sizce nelerdir?
Çok fazla sorunları olan bir sektörüz. Aslında bir zamanlar elit bir sektördük. Ama zamanla oldukça büyük irtifa kaybettik . Sektör genişleyip firmaların sayısı artınca, piyasadaki nispi daralmanın da katkısıyla doğal olarak çok büyük bir rekabet ortamı oluştu. 17 Ağustos’taki Marmara Depremi’nden sonra inşaat sektörünün hız kesmesiyle birlikte bizim sektörde de bir daralma yaşandı. Buna karşılık sektördeki firmaların sayısında sürekli bir artış oldu. Yani işin özü,aşırı rekabetle birlikte karlılıklar büyük ölçüde örselendi.

Herhangi bir sektörde firmalar para kazanamıyorsa o sektörde bir gelişim sağlanması mümkün değildir. Herkes bir artı değer sağlamalı ki gelişme ortaya çıksın. Üstelik, işimizin sezonluk bir iş olması, karlılık konusunu daha da kırılgan hale getirmekte. Firmalar iş sezonunda çok para kazanmalılar ki, işin yavaşlayıp durduğu dönem içinde kendilerini idame ettirebilsinler. Ama bugün gelinen nokta maalesef böyle değil.Tüm bunlara ilaveten, ülkenin genel ekonomik durumundan kaynaklanan; ödemelerde, tahsilâtlarda, finansman konularında çok büyük sıkıntılar yaşanıyor. 

İhracatın sorunları, ülke ihracatçısının sorunları ile tamamen aynı. Ucuz döviz, pahalı enerji, yüksek vergi, yetersiz finansman destekleri ve pratikte işlemeyen KOBİ destekleri en büyük baş ağrıları. 

Sektörün en büyük sorunlarından biride; ehliyetsiz ve kayıtsız çalışan taahhütçülerin, pazarda haksız rekabet yaparak karlılığı azaltmaları; buna mukabil ciddi ve ehliyetli firmaların ayakta durmakta zorlanması.Ehliyetli ve ehliyetsizleri ayırt edecek, yapılan işlerin ve üretilen ürünlerin teknik gereklere uygunluğuna onay verecek ve kontrol edecek bir otoritenin yokluğu.Mecburi bir havuz standardının yokluğu! Tüm bunların sonucunda yapılan işlerin kalitesinin giderek daha çok düşmesi, rekabetin kaliteden ödün verilerek yapılması. 

Peki, bu sorunlar nasıl çözümlenmeli?
Bu sorunun tek çözümü, tamamen merkezi bir otoritenin bu sektörde faaliyet gösterecek firmaları kontrol etmesi, yetkilendirmesi, gereğinde eğitip sertifikalandırması; yetkin olmayanların piyasada faaliyet göstermesinin önlenmesidir. Bu sağlanırsa adil bir rekabet ortamında sektörümüz , tekrar artı değer üretebilen bir sektör haline dönebilir.

Bu durumda UHE nin merkezi bir rol üstlenebilmesi için çok etkili bir tanıtım yapılırsa bunlara bir çözüm olabilir mi? 
Kesinlikle yapılabilir. Ama bunu yapabilmek için çok etkili bir tanıtım faaliyeti yapılması gerekiyor. Sezon başlarken gazete, televizyon ve dergilerde 10–15 ilan verilmeli ve UHE adı insanların hafızasına kazınmalı. Bunun için ortak bir karar alınarak, üye firmalardan destek istenebilir. Ama bundan önce UHE’nin kendi içindeki üyelerini ve yaptıkları işleri kontrol edebilir duruma gelmesi gerekiyor. Yani UHE tam olarak kendini ortaya koyduğunda, UHE’den proje onayı almadan iş yapamazsınız dediğinde bunun uygulanması gerekiyor. Ama siz UHE üyesi olarak eksik iş yapmaya devam ediyorsanız ve UHE bunu denetleyemiyor ve bir yaptırım uygulayamıyorsa o zaman UHE’nin verdiği bu ilanların hiçbir anlamı olmaz. İlk başta iyi bir etki yaratır ama bir müddet sonra unutulur gider. Yani UHE kendi üyeleri arasında da haklı ve yetkin rekabeti sağlayacak bir kontrol mekanizması kuramazsa, bunun da bir anlamı olmaz. UHE’nin bu yapıyı yaşatabilmesi için profesyonel bir kadroya kavuşması gerekiyor. UHE bünyesinde havuz sektörünü tanıyan, proje yapmasını, kontrol etmesini bilen, mühendisler ve teknisyenler bulundurması gerekiyor. Ben üretici olarak UHE’nin üyesiysem, benim malzememi kontrol edecek laboratuara sahip olması gerekiyor. Ama UHE’nin böyle bir yapısı yok. Bu tanıtımı yapacaksanız, böyle bir alt yapı ile bu işe girmeniz gerekiyor. Böyle bir altyapı yoksa UHE’nin kendi içinde dahi etkin olması söz konusu değildir. 

Bunun çaresi nedir?
Bunun çaresi UHE’deki toplantılarda da konuştuğumuz gibi "oda"laşmaktır. Ama biz odalaşmak için yeterince büyük bir dernek değiliz. Aslında birçoğu bağımsız aktivite gösteren binin üzerinde firma var. UHE’nin bunların tamamını kapsaması gerekiyor. Neden kapsayamıyor? Çünkü UHE’nin fuar yapmaktan başka bir etkinliği yok. Sektörü toparlayamıyor. Yaptırım gücü, ekonomik gücü olsa, UHE böyle bir yaptırım yetkisini devletten almış olsa biraz önce de bahsettiğim bu profesyonel yapıyı oluşturur. Otelleri, ticari yerleri kontrol etme ve laboratuarda test etme gibi bir yetkiye sahip olmuş olsa, bundan kazanacağı parayla da bu çark çok rahat döner. 

Odalaşmak için bir çalışma var mı?
Bu da büyük bir politik güç gerektirir. Yani politikayı etkileyici kulis yapacaksınız, kulislerde işi bitireceksiniz. Maalesef bizim şu an için böyle bir gücümüz yok. Yani hem sektör hem de ekonomik olarak bunlar şu an için çok imkan dahilinde gözükmüyor. Örneğin, berberlerin bile asgari ücret tarifesi var. Müşterinin referans alabileceği bir fiyat var. Bizim böyle bir asgari ücret tarifemiz bile yok. Aynı havuz tesisatını bin Euro’ya da yapan firma da var, 5 bin Euro’ya da. Böyle bir şey olabilir mi? Ama odalaşma olursa, bunlar otomatikman oturacaktır. Herşeyden önce kadrolaşmak gerekiyor.Üzülerek söylüyorum, şu an için tünelin sonunda ışık görünmüyor. 

Sektörde var olan rekabet hakkında neler düşünüyorsunuz?
Küçük bir sektör olduğundan herkes birbirini tanıyor. Ancak buna rağmen kısır çekişmeler had safhada. Bu düşünceyle bir yere varılamayacağından, bunları aşmamız şart. Daha iyiye ve daha güzele ulaşmak için firmaların sürekli çaba sarf etmesi , işbirliği ve diyalog gerekiyor. Bazı meslektaşlarımız hepimizin aynı gemide olduğunu unutuyor ve sadece kendi egoları ve küçük ticari menfaatleri için toplumun menfaatlerini kolaylıkla feda edebiliyorlar. Bunun son örneğini Mart ayında yapılacak havuz fuarının dernek tarafından yapılan yer paylaşım organizasyonunda gördük. Maalesef yönetim kurulumuz, bu organizasyonda tam anlamıyla sınıfta kaldı.Böylesine basit bir organizasyonu dahi, birlik ve uyum içerisinde gerçekleştiremedik.

İthalatçımızda dışarıdan Çin’den mal getiriyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Böyle şeyler var ve globalleşen dünyada bu gerçekleri kabullenmek zorundayız. Ancak hemen söylemeliyim ki imalatçılık çok zor ve uzun soluklu bir iştir.Sevmeden ve fedakarlık yapmadan yürüyecek bir iş değildir. Bu arkadaşlarımız, bu sektörde uzun süre kalmak ve söz sahibi olmak istiyorlarsa, ithalatçı yönlerini, en azından bazı imalatlarla takviye etmeyi başarmak durumundadırar. Onlar da biliyorlar ki, Türkiye gibi büyük bir ülkede sadece ithalat yaparak bu iş uzun süre yürümez. Dünya ticaretini elinde bulunduranlar, Çin’in ticaret anlayışına daha fazla müsaade etmeyecektir. Bizim havuz malzemelerimiz, çok hacimli, hafif ve nakliyesi pahalıdır. Çin’den buraya bu malları getirmek çok kolay değil, dolayısıyla sezonumuz kısa olduğundan (mart-temmuz arası)bütün malları kısa sürede satacak lojistiği sağlamanız gerekir. Bunun için de malların depolanması için büyük depolara ihtiyaç var. Bir yerde sektör küçülüyor diyoruz, böyle bir durumda hiçbir yatırımcı gelip burada lojistik için yatırım yapmaz. Yatırımı yapacak olanlar yine sektörde faal olan firmalardır. Bizlerin de gücü ortada. Dolayısıyla Çin’le bir yere varmanın orta vadede çok mümkün olacağını sanmıyorum. Burada bir de şu var: Biz yerli üreticiler Çin firmaları ile haklı bir rekabet içinde değiliz. Bırakın Çin’i İspanyol firmaları ile bile haklı rekabet içinde değiliz. Ben üretici olarak bundan şikâyetçiyim. Bir İspanyol firmasının finansman şartları ile Türkiye’deki finansman şartları bir değil. Onlar ihracatlarının finansmanlarını çok rahat bir şekilde yapabiliyorlar. Bizde ise engellerüst üste. 

Peki, Türkiye'nin AB sürecindeki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fazla bir getirisi olacağına inanmıyorum. Böyle bir sürecin getirisinin götürüsünden daha fazla olacağını düşünmüyorum. Çünkü şu an Avrupa toplumun çok hantal bir yapısı var. Bu hantallığı muhtemelen bize de bulaştıracaklar. Bizim gitmemiz gereken çok uzun bir yol var. Onlar mevcut olanı, ellerindeki sermayeyi tüketiyorlar, bu bakımdan avantajlılar. Bizimse böyle bir sermayemiz olmadığından uzun yıllar çok çalışmamız , çok üretmemiz ve çok fedakarlık etmemiz gerekiyor. Diğer taraftan AB’nin bize getirileri de olacağından, yarın topluluğa girecekmiş gibi hazırlanmalıyız da!
Biz aslında Gümrük Birliği ile tek taraflı olarak AB’ye girdik. Haksız rekabet koşullarına dahi dayanabildiğimizi gösterdik. Türk parasının yüzde 40 değerli olduğu şu günlerde giderek artan birçok sıkıntı çekiyoruz.Buna rağmen ayaktayız ve mücadele ediyoruz. Bu ülkenin üreterek kalkınmaktan başka bir yolu yok. Fakat ne yazık ki son yıllarda giderek daha fazla ithalat yapıyor, dışarıdan ucuza mal alıp kaynaklarımızı tüketiyoruz, işsizliğe çare aramıyoruz. Bu gidişatın sonucunda, bütçe açığı büyüyor. Korkarım ki bu gidişin sonu da çok hayırlı görünmüyor. Başka bir ağır kriz yaşamamız hepimizin paranoyası! Umarım yaşamayız.

Firma olarak 2005’i nasıl geçirdiniz? Ve 2006’dan neler bekliyorsunuz?
Ülkenin mevcut ekonomik problemlerinin etkisi ve özellikle ucuz döviz problemine ilaveten, piyasadaki sert rekabet ortamı sonucunda daha çok satıp daha az kar yaptığımız bir sene oldu. Bu durum sanıyorum tüm sektörlerdeki firmaların ortak sorunuydu. Bunun bir süre daha devam edeceğini, ancak orta vadede dengelerin oturacağını ve ekonomik olarak 2006’nın biraz daha iyi olacağını düşünüyorum. Yabancıların mülk edinme kararının onaylanmasının da, sahil şeridindeki küçük havuz piyasasını önemli ölçüde tetikleyeceğini düşünüyorum..

Gemaş olarak firma verimliliğimizi arttırarak mevcut sorunların üstesinden gelmeye çalışıyoruz.

Yorum yazın

Adınız 
E-Mailiniz 
Yorumunuz